Öğretmenler Günü Şiirleri

Öğretmenler Günü Şiirleri

24 Kasım

Bu gün 24 Kasım, yine başlar tacısın.
Tüm gönüllere sultan, dertlerin ilacısın.

Elleri öpülesi çok mübarek insansın.
Çok kutsaldır mesleğin, korunacak ilk cansın.

Her büyük işte imzan, her iyide sen varsın.
Bu gün 24 Kasım, her gönüle sığarsın.

Aslında herkes bilir, ışıttıkça erirsin.
Ömrün bitene kadar doğruyu gösterirsin.

Senin yol gösterdiğin, bir yere getirdiğin,
Ancak bu gün hatırlar onca emek verdiğin.

Diktiğin fidanların meyvesini yemezsin.
Kimseye boyun bükmez, asla “aman” demezsin.

Bu gün bunca övenler, yarın bakmaz yüzüne.
Hep dışına bakarlar, hiç bakmazlar özüne.

Her 24 Kasımda, övülmektir kaderin.
Eserinin kalbinde bir gündür ancak yerin.

Elinin dokunduğu işler hep güzel olur.
Bu millet bu zilletten ancak senle kurtulur.

Bu gün 24 Kasım, çıkarırlar göklere.
Oradan paraşütsüz bırakırlar yerlere.

Bu gün 24 Kasım, bütün başlara taçsın.
Yarın yine yalnızsın, ailene muhtaçsın.

Her 24 Kasımda seni yücelten kafa,
25 Kasım günü kaldırır tozlu rafa.

Bu gün ne kadar güzel, ne büyük bir insansın.
Senede bir gün anan insanlıktan utansın.

Bu gün 24 Kasım, anladık artık yeter.
Seni bu hale koyan, olsun senden bin beter…

Enver ÜSTE

Ana Gibi, Baba Gibi

Öğretmenim bilir misin
Seni nasıl sevdiğimi?
Sorsan bana nerde yerin
Gösteririm ben kalbimi

Ana değil, ana gibi;
Baba değil, baba gibi
Öğretmenim ben de sevgin
Can içinde bir can gibi…

Hüseyin DÜZBASAN

Ellerinde Öperim Öğretmenim

-I-
Ellerinden öperim öğretmenim
Binlerce öğrencinden biriyim ben
Anne oldun baba oldun bana
Okudum yazdım çok şey öğrendim
Borcumu ödeyemem sana.

Ellerinden öperim öğretmenim
Tebeşir tutan, kalem tutan ellerinden
Ellerin öyle güzel ellerin, öyle sıcak
Ya gözlerin öğretmenim ışıl-ışıl
Sevgi dağıtırdın kucak-kucak.

Ellerinden öperim öğretmenim
Benim için en büyük gurursun sen
Bir söz duysam iyiye güzele dair
Kalbimde vurursun sen.

-II-
Ellerinden öperim öğretmenim
“Daha dün annemizin kollarında yaşarken
Çiçekli bahçemizin yollarında koşarken…”
Sen BAYRAK önünde topladın dizi-dizi
ATATÜRK yolunda yetiştirdin bizi.

Ellerinden öperim öğretmenim
Boşa gitmedi emeğin
Kimimiz doktor olduk savaştık hastalıkla
Asker oldu kimimiz canı Vatana feda
Kimimiz mühendis oldu yol yaptı baraj yaptı
İşçi olduk memur olduk emek verdik topluma
Öğretmen oldu kimimiz karanlığı aydınlattı.

Ellerinden Öperim Öğretmenim
Huzurlu ol düşünme bizi
ATATÜRK yolunda dimdik ayaktayız
Sesimiz daha gür yolumuz daha aydınlık
Özgür esen rüzgarda dalgalanan al Bayraktayız.

Sevgili öğretmenim
Senin için yazdım bu şiiri
Binlerce öğrencinden biri benim
Mübarek ellerinden öperim.

Özkan GÖNLÜM

Atatürk ve Öğretmenim

Sevgili öğretmenim
Heyecanla beklerdik seni her sabah
“GÜNAYDIN” derdin, seslerin en güzeliyle,
“BUGÜNKÜ KONUMUZ” diye, başlardın söze
Kara tahta Önünde akbilgilerle
Çırpınırdın, birşeyler öğretmek için bize.

“BAYRAK” derdin öğretmenim
Heyecandan dalgalanırdı sesin BAYRAK gibi
“ATATÜRK” deyince coşardın sen
Yatağına sığmayan IRMAK gibi.

“ATATÜRK” deyince öğretmenim
Nefes almaz seni dinlerdik
Anlatırdın hayatını devrimlerini
Cepheden-cepheye koşardın sen
Daha bir büyürdün gözümüzde
Sanki ATATÜRK’Ü yaşardın sen.

Ellerinden öperim öğretmenim.
En güzel duygularla en güzel bilgilerle
Yetiştirdin bizi
Şimdi içimizde inanç başımızda BAYRAK
Bu Yurt sevincimiz tasamız bizim
ATATÜRK ilkeleri en büyük yasamız bizim
ATATÜRK yolundan dönmeyiz biz
MEŞ’ALEMİZ ATATÜRK sönmeyiz biz…
Özkan GÖNLÜM

Öğretmenin Öyküsü

Ben, köy öğretmeniyim,
Dağ başında bulutların altında.
Toprak kokar ellerim,
Pantolonumda çamur lekesi var.
Pis değil ki, vatan toprağı kokar,
Kars’tan Edirne’ye kadar.
Geceleri mum yakarım odamda,
Yarın dokuz Ekim,
Köyde bayram var.
On beş kız, yirmi erkek kaydettim.
Tüm anadolu’ya selamları var.
Henüz kara tahtam yok,
İlk harfleri tanelerle yazdırttım.
Aydınlık A’dan başlayacak

O. Köksal MEMİŞ

Söz Verdim Öğretmenime

Öğretmenim, babam, ana kucağım
Okulum, ilim, şehrim, bucağım
Sınıfımsa, evim, barkım, ocağım
Söz verdim öğretmenime
BÜYÜK ADAM OLACAĞIM.

Yeteri kadar çalışacağım,
Rakibimle yan yana yarışacağım,
Elbette aralarına karışacağım
Söz verdim öğretmenime
BÜYÜK ADAM OLACAĞIM

Yükselmeli insan dalında
Göstermeli becerisini cihanda
Çalışkanlık belli olur simada
Söz verdim öğretmenime
BÜYÜK ADAM OLACAĞIM

Zeynep Kamil

Öğretmen Olmak İstiyorum

Ben, öğretmen olmak istiyorum,
Ben, şairimin mısralarında dil
Genç kızımın gergefinde nakış nakış gül,
Aşığımın sazında tel
Öpülesi bir el olmak istiyorum.
Ben, öğretmen olmak istiyorum…

Ben çaresizliğin filizlendiği yerde ümit,
Korkunun mayalandığı yerde yürek,
Güçsüzlüğün güçlendiği yerde bilek olmak istiyorum.
Ben öğretmen olmak istiyorum…

Şu öksüz yavruya sımsıcak kucak,
Şu yetim çocuğa yanan bir ocak,
Çorak topraklara yağan yağmur,
Azgın sulara, bend,
Mehmed’imin elinde çağlar açan kılıç,
Ben ana, ben baba, ben Fatih, ben İbni Sina,
Ben Mimar Sinan olmak istiyorum.
Ben öğretmen olmasam diyorum,
Kim ekecek tohumları toprağa.

Ben ressamımın elinde fırça, tualinde renk
Bestekarımın en içli şarkısında nağme,
Hattatımın, nakkaşımın elinde kalem;
Ben Hoca Ali Rıza,
Ben Itri, Leyla Hanım,
Ben öğretmen olmak istiyorum.

Ben zehirli mantarların,
Deve dikenlerinin,
Ayrık otlarının boy attığı verimsiz bir toprak değil,
Ben,
Kırlarda elvan elvan çiçeklerin açtığı,
Dağlarında hür kuşların uçtuğu,
Pınarlarından susayanın içtiği,
Yollarından yiğitlerin geçtiği
Çiftçisinin başak, başak kardeşliği biçtiği
Bir vatan olmak istiyorum;
Ben, öğretmen olmak istiyorum.

Ben Hakk’a yönelen alınlarda nur,
Vatan topraklarını çevreleyen sur,
Mehmetçiğin göğsünde “iman”
Gençliğimin damarlarında “asil kan”
Bu zulme eğilmeyen baş,
Ben vatan için ağlayan gözlerde yaş,
Barışta güvercin, savaşta kartal olmak istiyorum;
Ben, öğretmen olmak istiyorum.

Nejat SEFERCİOĞLU

Seninle Her Mevsim Bahar Öğretmenim

Bir gün dersem ki, ben öğretmenim
Kalemimin mürekkebi alın terindir.
Vedalaşıp gidersem öğretmenim
Unutmayı unuturum da, unutmadığım
Kalbimdeki en güzel yerindir.

Bir gün adımı soranda çocuklarım
Kendimden önce senin adını söylerim
Solmadan açabiliyorsa köpre tomurcuk,
Uğrunda harcanır boncuk boncuk,
Yine de bitmez öğretmenim var derim

Güllerin güzelliğini göstermeden önce
Gülşenin vurulduğu tebessümünü anlatırım
Her zil çalışında önce sen gelirsin aklıma
Senden incecik bir ışık gelir şiir şiir
Ben susarım, yine sen konuşursun gönlünce.

Bir gün dersem ki ben öğretmenim
Sen güneş kadar uzakta bile olsan
Her bakışımda gülümseyişini görürüm
Işıksız açmazmış çiçek, gelmezmiş bahar
İnan seninle her mevsim bahar öğretmenim.

Yılmaz İMANLIK

Öğretmenim Ben

Dağların arasında, bayırında, düzünde
Yine bir başkayım ben Öğretmenler gününde
Boy boy çiçeklerim var, umut var gözlerinde
Öğretmenim diyorum, korkmak yakışmaz bana
Kara tahta önünde duruşun yeter bana.

Ekmeğim olmuşsun sen, okyanusum, limanım
Okuttuğum kitapsın, damarımdaki kanım
Sen bir beden değilsin, hakka yürüyen canım
Öğretmenim diyorum, para pul sorma bana
En büyük bahtiyarlık gülüşün yeter bana.

Öğretmenim bir mumum, ışıdıkça eririm
Tek başına neyim ki, seninle ben büyürüm
Mevlana aşığıyım, herkesi bir bilirim
Öğretmenim diyorum, seni sorsunlar bana
Allah’ın emaneti varlığın yeter bana.

Ana, baba, arkadaş, sırdaşın ben olmuşum
Sabah sekiz akşam beş seninle yoğrulmuşum
Cehaletle savaşta kendimi unutmuşum
Öğretmenim diyorum, uykuyu sorma bana
Muhammed’in aşkına bakışın yeter bana.

Yarınlarda insanlık seninle yücelecek
Kardeşlik tohumları, umutlar yeşerecek
O tertemiz dünyanda sevgiler büyüyecek
Öğretmenim diyorum, yaşın fark etmez bana
Yeter ki bir çağır sen, yine koşarım sana

Aile Şiirleri

Aile Şiirleri

Aile - Şiiri

Aile var,çelikten sağlam,taştan sert
Birinin derdi,olur hepsine dert
Aile var,birbirine duyar nefret
Bir evde,yapayanlız yaşar her fert

Aile var,zehir yutar bal yerine
Bal versende,değişmez zehirine
Aile var,sanki düşman birbirine
Ölse sahip çıkmaz,biri birine

Aile var,ne top işler,nede tüfek
Tartışırlar arada,ufak,tefek
Aile var,hergün harp eder,hergün cenk
Nerdeyse bir birini öldürecek

Aile var,yıllanmış çınar misali
Yıkamaz onu bir olsa ahali
Aile var yıkık,döküktür her hali
Hepsinin başka,başkadır ehvali

Güngör celep

~~

Aile sevgi üstüne kurulur - Şiiri

Erkekle kadın severek anlaşır,
Aile sevgi üstüne kurulur.
Her ikisi de sorumluluk taşır,
Aile sevgi üstüne kurulur.

Sevmeden evlenme yakışık almaz,
Zorla kurulan yapı sağlam kalmaz.
Sevgi olmadan aile de olmaz,
Aile sevgi üstüne kurulur.

Aile kurmak dinimizce haktır,
Sorumsuz insana aile yüktür.
Sevginin meyvesi ise çocuktur,
Aile sevgi üstüne kurulur.

Aile ocağı kutsal birimdir,
Saygı içimizde olan durumdur.
Aile sevgiye dayalı kurumdur,
Aile sevgi üstüne kurulur.

Yusuf sevdiklerine etme çalım,
Seviyorsak gönlünü arayalım.
Aile yapımızı koruyalım,
Aile sevgi üstüne kurulur.

Yusuf Tuna

~~

Aile Planlaması Haftası - Şiiri

Aile toplumların en sağlam temelidir
Çocuklar ailenin yarını, emelidir
Planı, proğramı tüm toplum bilmelidir
Bizler de öğrenelim aile planlamasını.

Sağlıklı aileler yurdu teşkil etmeli
Herbir aileye bir iki çocuk yetmeli
Aile Planlaması kurslarına gitmeli
Bizler de öğrenelim aile planlamasını.

Ayrılmaz bir bütündür ruh ve beder sağlığı
Dengesiz beslenme tehdit eder insanlığı
Sağlam bir toplum ile kurarız uygarlığı
Bizler de öğrenelim aile planlamasını.

Evlerde işbölümü en iyi nasıl olur
Her uygar gereksinme tasarrufla hallolur
Yurdun tüm kentlerinde her isteyen kaydolur
Bizler de öğrenelim aile planlamasını.

Ali Hallaç

~~

Aile - Şiiri

Kolay, Aile olunmaz,
Unutnayın sakın
Aile bağın, güçlüyse
Gelsin dertler, akın akın

Aile, yuva olmuş, ise
Sevinmelisin, elbet
Her türlü zehir, içsende
Sana olacaktır, şerbet

Aile de, sevgi varsa
Ne mutlu, sana
Sırtın yere, gelmez
Daha bundan sonra

Olursa, Aile içerisinde
Her hangi, bir sorun
Hayır gelmez, o Aile’den
Kime sorarsanız, sorun

Eşref Boyraz

~~

Aile Resimleri – Şiiri

Karı, koca varsa çocuk,
Buyurun bir aile resmi.
Biraz mutlu, biraz buruk,
Buyurun bir aile resmi.
*
Pek çoğu sever, sevi-şir.
Bir kısmı sık sık didişir.
Çoğu değişir, gelişir.
Buyurun bir aile resmi.
*
Görücüyle bağlananlar,
Ata, töre avlananlar,
Kandıranlar ve kananlar,
Buyurun bir aile resmi.
*
Çocuk büyütme kavgası,
Doğru yetişsin davası,
Banyo, tuvalet sırası,
Buyurun bir aile resmi.
*
Şunu aldım, bunu aldın,
Şurda, burda gezdin, kaldın,
Çok erken geldin, geç geldin,
Buyurun bir aile resmi.
*
Dul anneler, dul babalar,
Ateşsiz, külsüz sobalar,
Selamsız dost, akrabalar,
Buyurun bir aile resmi.
*
Küsmeler, surat asmalar,
Kızma, bağırma, kasmalar,
Dualar ve beddualar,
Buyurun bir aile resmi.
*
Bilgisayar babaları,
Hazır market çorbaları,
Bir taraf kapar yuları,
Buyurun bir aile resmi.
*
Bıraktın beni uykusuz,
Çaydaki dem, çorbada tuz,
Birden eder her şeyi buz,
Buyurun bir aile resmi.
*
Her gün para, her gün para!
Sus konuşma kart zampara!
Bakmayacaksın kızlara!
Buyurun bir aile resmi.
*
Benim günüm, senin maçın,
Benim bıyık, senin saçın,
Sessiz kavga için için,
Buyurun bir aile resmi.
*
Bir ömür mutlu olanlar,
Dindar ve kutlu olanlar,
Sevenler, saygı duyanlar,
Buyurun bir aile resmi.
*
Ölse kurtulsak diyenler,
Tekrar kavuşsak diyenler,
Boşanmayı bilmeyenler,
Buyurun bir aile resmi.
*
Gerçeküstü o çabalar,
Fedakar anne babalar,
Bozan, yapan akrabalar,
Buyurun bir aile resmi.
*
Ufuklar açan ömürler,
Birlikte geçen ömürler,
Hep aşkla dolu gönüller,
Buyurun bir aile resmi.
*
Senin annen, benim annem,
Dayın, amcam, halan, teyzem,
Görümce, kayınço, dedem,
Buyurun bir aile resmi.
*
Cicim ayında can cana,
Aşığım, hastayım sana,
On yıl sonra, değme bana,
Buyurun bir aile resmi.
*
Cahil adam, deli kadın!
Seni yaktım, beni yaktın!
Nereden önüme çıktın?
Buyurun bir aile resmi.
*
Bekarlık daha güzeldi.
Annem buldu, babam verdi.
Tarafların farklı derdi,
Buyurun bir aile resmi.
*
Saçı süpürge edenler,
Evi bırakıp gidenler,
Yorulan, çöken bedenler,
Buyurun bir aile resmi.
*
Çocuk arttırır şefkati.
Arttırır bet bereketi.
O yaratanın nimeti.
Buyurun bir aile resmi.
*
Binbir emek çocuk büyür.
İşi, mürveti görülür.
Huzurla eve dönülür.
Buyurun bir aile resmi.
*
Yaşlılara zevkle hizmet,
Kazancı bol, kazancı net.
Bolluk, bereket ve rahmet,
Buyurun bir aile resmi.
*
Her aile ayrı dünya.
Ayrı sevda, ayrı hülya.
Kimi atlı, kimi yaya.
Buyurun bir aile resmi.
*
Annesiz, babasız evler,
Çocuksuz, duasız evler,
Sakin ve kavgasız evler,
Buyurun bir aile resmi.
*
İşi Gurbette olanlar,
Eşi gurbette olanlar,
Mahkum, asker gün sayanlar,
Buyurun bir aile resmi,
*
Sevgisi bol parasızlar,
Parası bol duygusuzlar,
Kırılmış oğullar, kızlar,
Buyurun bir aile resmi.
*
Sessiz, muhabbetsiz evler,
Neşesiz, sevgisiz evler,
Yalnız cüceler ve devler,
Buyurun bir aile resmi.
*
Karı koca çalışanlar,
Masrafları kırışanlar,
Haftada bir buluşanlar,
Buyurun bir aile resmi.
*
Kıza çanta, oğlana kot,
Kış geliyor bana da bot,
Bebeğe de naylon külot,
Buyurun bir aile resmi.
*
Hastalık, sağlık, telaşlar,
Paylaşılan ekmek, aşlar,
Ömür boyu süren aşklar,
Buyurun bir aile resmi.
*
Dertleri para olanlar,
Bahtları kara olanlar,
Hastaya çıra olanlar,
Buyurun bir aile resmi.
*
Olmaz bu işin şakası,
Aile, toplum omurgası,
Çocuk evin baklavası,
Buyurun bir aile resmi.
*
İnsan bu, sever, sevilir.
Yüzyıllardır evlenilir.
Paylaşılır, güvenilir.
Buyurun bir aile resmi.
*
Evlilik tertip ve düzen.
Tartışma, her evde, bazen,
Özleyen, ağlayan, gülen,
Buyurun bir aile resmi.
*
Her biri ayrı bir alem.
Ne kelam yeter, ne kalem,
Hangi bir yanını desem.
Buyurun bir aile resmi.

Şahbettin Uluat

Çanakkale Şiirleri

J Eylül 2012 Şiir - Şiirler

Çanakkale Şiirleri

Çanakkale geçilmez
Çanakkale bizimdir
Kimseye vermeyiz
Hakkımızla savaşırız
Çanakkale’yi geçirmeyiz

Toprağımızı vermeyiz
Çanakkale’yi geçirmeyiz
Çanakkale geçilmez
Türk oğlu yenilmez

Bayrağımızı koruruz
Nice çocuklar için
Rahat olsun çocuğumuz
Çankkale’yi geçirmeyiz

Nice düşman yeneriz
Çanakkale’yi geçirmeyiz
Kırmızı beyaz bayrağımız
İçin canımızı veririz
~~

Çanakkale Kahramanları 
Malım, mülküm
Eşim, dostum
Yarim demediniz
Hiç tereddütsüz
Gidip can verdiniz
Elimde bardağım
Çayımı rahat içebiliyorsam
Çünkü siz orda öldünüz
Daha onbeşinde, onaltısında
Kurşunlara yürüdünüz
Helal edin hakkınızı
Yapabildiğim tek şey bugün
Bir Elhamla, iki damla gözyaşı
Ruhunuz şadolsun
Çanakkale Kahramanları

 Ayşe Adlım

~~

Çanakkale Destanı

Yıl 1915
18′indeyiz Martın.
Kendine gel biraz!
Pek tekin değildi Çanakkale’nin suyu,
Geçilmez bu boğaz…
Geçilmez bu boğaz…
Bizi
Ne topun yıldırır,
Ne kurşunun.
Çünkü artık
Başladı cengimiz.
Er meydanında bulunmaz dengimiz…
Sen misin Mustafa Kemal’im ileri diyen?
İşte fırladık siperden.
Sırtına yüklenmiş kahraman
Seyit 276 kiloluk mermiyi,
Koşuyor bataryasına ateşler içinden.
Bu mermi denizlere gömecek Elizabet’i Buvet’i…
Yanıyor bugün Anafartalar yanıyor,
Denizler yanıyor,
Dağlar yanıyor.
Zafer bizimdir artık
Düşman zırhlıları batıyor…
Türk’üm,
Muzaffer olarak doğmuşuz bir kere.
Bir karış toprak uğruna Kimimiz şehit oluruz.
Kimimiz gazi.
Hiç değişmez bu yazı.
Dünyada her yer geçilir belki
Lâkin geçilmez Çanakkale Boğazı…

Fahri ERSAVAŞ

~~

Çanakkale Destanı
Bir destan yazılmıştı, Çanakkale isminde,
Bin dokuz yüz on beşin, Mart’ın on sekizinde.
O bir destan değildi, masal sayılır destan,
Ölüm kalım savaşı, kurtuluştu kaostan.
Bu savaş milletimin, varlık yokluk savaşı,
Savaşan Mehmetçiğin, koltuğundaydı başı.
Üşüştü başımıza, dünyanın yabanisi,
Her birisi sanki de, cehennem zebanisi.
Mahşeri aratmıştı, o günde Çanakkale,
Kurdular her cephede, etten, yürekten kale.
Haçlı haçın altında, hedef almış hilali
Geldiyse de top yekun, yaşadı izmihlali.
Bir mühür basılmıştı, dünyanın tarihine
Kim ki şehit düşmezse, küserdi talihine.
Düğüne gider gibi, gittiler şahadete,
Koştular seve seve, en büyük ibadete.
Vatan uğrunda canlar, fedadır birer birer
Şehittir o yiğitler, ölmezler diridirler,
Cephedeydi neferi, duadaydı hastalar,
Kimi yetmiş den fazla, kimi çocuk yaştalar.
Semadan yağmur gibi, yağıyorken kurşunlar,
Sevindiler giderken, Allah’a kavuşanlar.
Nerde mal mülk sevdası, canlarından geçtiler
Kurşun kurşun, şehadet şerbetini içtiler.
Ne Yâr var akıllarda, nede çocuk hayali,
Hedef tek, canı verip, yüceltmekti hilali.
Birkaç gazisi kalan, tek savaştır cihanda,
Kanatlanıp uçtular, cennete hep bir anda.
Toprak kan kustu o gün, denizler demir yuttu,
Şehitleri O Nebi, kucağında uyuttu.
Ne gerek mezar taşı, ne gerek ona mezar
Bugün tarih onları, altın harflerle yazar.
Namazsız ve Kur’an sız, düşse de bir yanına,
Kefensiz, kanlı yelek, şahittir imanına.
Bir damla şehit kanı, bütün dünyaya değer,
Bir toprak parçasıdır, vatan değilse eğer.
Kurtarıp boğazları, şehadete erdiler,
Dünyaya yiğitliğin, bir dersini verdiler.
Gafiller ucuz sandı,oysa paha biçilmez
Sonunda anladılar, Çanakkale geçilmez.
Vatana göz dikenler, azdırdıkça azdılar,
Aslanlar savunmanın, destanını yazdılar.
Okusun bütün dünya, oturup ezberlesin,
Artık ininden çıkıp,yurduma göz dikmesin
Bu vatanın evladı, kurbandır toprağına,
Çakallar rüzgar olsa, değemez yaprağına.
Bir Hilal ki bağrında, yaşatır bu milleti,
Binlerce güneş feda, yaşasın Türk Devleti.

Kasım KAPLAN

~~

Çanakkale Şehitlerine
Şu Boğaz Harbi Nedir? Var mı ki dünyada eşi?
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi,
Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya,
Ne hayasızca tahaşşüd ki ufuklar kapalı!
Nerde-gösterdiği vahşetle “bu: bir Avrupalı”
Dedirir-yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yahut kafesi!
Eski Dünya, Yeni Dünya bütün akvam-ı beşer
Kaynıyor kum gibi, Mahşer mi, hakikat mahşer.
Yedi iklimi cihanın duruyor karşında,
Osrtralya’yla beraber bakıyorsun ; Kanada!
Çehreler başka, lisanlar, deriler rengarenk.
Sade bir hadise var ortada : Vahşetler denk.
Kimi Hindu, kimi Yamyam, kimi bilmem ne bela…
Hani tauna da zuldür bu rezil istila…
Ah o yirminci asır yok mu, o mahluk-i asil,
Ne kadar gözdesi mevcut ise hakkiyle sefil,
Kustu Mehmetçiğin aylarca durup karşısına;
Döktü karnındaki esrarı hayasızcasına,
Maske yırtılmasa hala bize affetti o yüz …
Medeniyet denilen kahbe, hakikat yüzsüz.
Sonra mel’undaki tahribe müvekkel esbab,
Öyle müthiş ki: Eder her biri bir mülkü harab.
Öteden saikalar parçalıyor afakı;
Beriden zelzeleler kaldırıyor a’makı;
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
Sönüyor göğsünün üstünde o aslan neferin.
Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,
Atılan her lağımın yaktığı: Yüzlerce adam.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürtme de yer
O ne müthiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer…
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,
Boşanır sırtlara, vadilere, sağnak sağnak.
Saçıyor zırha bürünmüş de namerd eller,
Yıldırım yaylımı tufanlar, alevden seller.
Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,
Sürü halinde gezerken sayısız tayyare.
Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler…
Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!
Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
Alınır kal’a mı göğsündeki kat kat iman?
Hangi kuvvet onu, başa, edecek kahrına ram?
Çünkü te’sis-i ilahi o metin istihkam.
Sarılır, indirilir mevki’-i müstahkemler,
Beşerin azmini tevkif edemez sun’-i beşer;
Bir göğüslerse Huda’nın edebi serhaddi;
“O benim sun’-i bediim, onu çiğnetme” dedi.
Asım’ın nesli… diyordum ya… nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek.
Şuheda gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar…
O, rukü olmasa, dünyaya eğilmez başlar,
Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilal uğruna, ya Rab, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!
Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer.
Ne büyüksün ki, kanın kurtarıyor Tevhid’i…
Bedr’in aslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
Sana dar gelmeyecek makber’i kimler kazsın?
“Gömelim gel seni tarihe”desem, sığmazsın.
Herc ü merc ettiğin edvara da yetmez o kitab…
Seni ancak ebediyetler eder istiab.
“Bu, taşındır” diyerek Ka’be’yi diksem başına;
Ruhumun vayhini duysam da geçirsem taşına;
Sonra gök kubbeyi alsam da, rida namıyle;
Kanayan lahdine çeksem bütün ecramıyle;
Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan;
Yedi kandilli Süreyya’yı uzatsan oradan;
Sen bu avizenin altında, bürünmüş kanına;
Uzanırken, gece mehtabı getirsem yanına,
Türbedarın gibi ta fecre kadar bekletsem;
Gündüzün fecr ile avizeni lebriz etsem;
Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana…
Yine bir şey yapabildim diyemem hatırına.
Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini,
Şarkın en sevgili sultanını Salahaddin’i,
Kılıç Arslan gibi iclaline ettin hayran…
Sen ki, İslam’ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
O demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın;
Sen ki, ruhunla beraber gezer ecramı adın;
Sen ki, a’sara gömülsen taşacaksın… Heyhat,
Sana gelmez bu ufukalar, seni almaz bu cihat…
Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber.

Mehmet Akif ERSOY

~~

Mehmetçik Çanakkalede
Şahittir boğazın iki yakası,
Cihandan hesabı sordu Mehmetçik.
Sırla dolu,binbir ibret vakası,
Kanıyla,canıyla vardı Mehmetçik.

Gelenler İstanbul düşüyle gezer,
Nusretim,demirkap mayını dizer,
Zırhlı gemileri parçalar,ezer,
Zalimin aczini gördü Mehmetçik.

Toplar,ölüm saçan gülleler atar,
Şehit gençler,koyun koyuna yatar,
Etrafta Cennetin kokusu tüter,
Şehitlik düşüne erdi Mehmetçik.

Allah Allah diyen aşkı dillerde,
Süngü bellerinde,tüfek ellerde,
Can pazarında,can kalır yollarda,
İmanı yürekte kordu Mehmetçik.

Ayağını örten çul ile çaput,
Soğuktan korumaz yamalı kaput,
Mezarı siperi,gerekmez tabut,
Gül bahçesi gibi girdi Mehmetçik.

Onyedi yaşında yedek subaylar,
Hayatın baharı.selvidir boylar,
Bu günü bekledi seneler,aylar,
Sabırla,metanet serdi Mehmetçik.

Bir yudum umutdu yürekte atan,
Anafartalarda sevindi vatan,
İşte ön sezgili,cesur komutan,
Mustafa Kemalim derdi Mehmetçik.

Yarbay Nail,Teğmen Arif coşunca,
Binbaşım Mahmutla,Sabrim koşunca,
Askerimde mangal yürek taşınca,
İşgale geleni kırdı Mehmetçik.

Cesarete simge Hakkı Binbaşı,
Sırada Nazmiyle,Tahsin Yüzbaşı,
İsmi gizli kalmış nice adaşı,
Zulmün çemberini yardı Mehmetcik.

Tefekkürle oldu ruhun bakımı,
Sadakatin kalbe nurlu akımı,
Destan yazdı,Yahya Çavuş takımı,
Savaş alanında sırdı Mehmetçik.

Mangası şehitti,kalmadı asker,
Topun mermisini kaldırmak ister,
Allahım bu gücü Seyitte göster,
Düşmanı denizde vurdu Mehmetçik.

Şahlandı askerim değmesin nazar,
Gerçeği bilenler Almana kızar,
Kadir,bu savaşta zerreyi yazar,
Hepsini anlatmak zordu Mehmetçik.

Kadir Kaya

Hayat Şiirleri

Hayat Şiirleri

Tam Zamanında Yaşamak 

Yemek de boş içmek de,
Hatta yeri gelmeden sev-işmek de.
Tam zamanında öpmelisin mesela güzel gözlünü,
Tam zamanında söylemelisin sevdiğini
Gözlerinin içine baka baka.

Bisikletinin gidonunu
Tam zamanında çevirmelisin
Düşmemek için.
Tam zamanında frene basmalı,
Tam zamanında yola koyulmalısın.

Tam zamanında okşamalısın başını
O üzüm gözlü çocuğun
Hıçkırıklar tam dizilmişken boğazına,
Tam ağlamak üzereyken.
Tam zamanında koymalısın elini omzuna
En sevdiğin dostunun babası öldüğünde.

Tam zamanında tutmalısın düşerken
Üç yaşındaki sehpaya tutunan çocuk.
Tam zamanında acımalı yüreğin
Afyon’da Hasan Ağabey’ in evi yıkılınca başına
Evsiz kalınca çoluk çocuk
Ki uzatasın elini bir parça.
Tam zamanında açmalısın kapını
Hayatına girmek isteyenlere.
Tam zamanında çıkarmalısın
Sevginden şımarmaya başlayanları.

Tam zamanında affetmelisin kardeşini
Biliyorsan yüreğinde kötülük olmadığını
Seni gecenin üçünde arayıp da
Kafasının iyi olduğunu söylediğinde.

Tam zamanında öğretmelisin oğluna
Gerekiyorsa yumruk atmayı
Tam burnunun üstüne
Tiksinmeden pisliğinden,
Yukarı mahallenin sümüklü bebesi
Misketlerini zorla almaya çalışırsa.

Tam zamanında bağırmalısın
Acıyınca bir yerin.
Tam zamanında gülmelisin
Kemal Sunal küfür edince filmin bir yerinde.

Tam zamanında yatmalısın
Yola çıkacaksan ertesi gün
Ve arabayı kullanan sensen
Sana emanetse çoluk çocuk
Ve kendin.
Tam zamanında bırakmalısın içmeyi
Son kadeh bozacaksa seni
Ve üzeceksen birilerini
Ertesi gün hatırlamayacaksan.

Tam zamanında ayrılmalısın misafirliklerden.
Tam zamanında konuşmalı
Tam zamanında şarkı söylemeli
Tam zamanında susmalısın.

Tam zamanında terk etmelisin gerekiyorsa
Annenin babanın evini,
Tam zamanında başka bir şehre gidip
Ayaklarının üzerinde durmaya çalışmalısın.
Tam zamanında dönmelisin memleketine.

Tam zamanında için titremeli,
Tam zamanında aşık olmalı
Deli gibi sevmelisin güzel gözlünü.

Tam zamanında toplamalısın oltanı
Belki de seni şampiyon yapacak
En büyük balığı kaçırmadan.

Tam zamanında yaşlandığını hissetmeli
Tam zamanında ölmelisin
Iskalamak istemiyorsan hayatı.

Haydi şimdi kalk bakalım
Silkin şöyle bir
At üzerinden hayatın yorgunluğunu,
Vakit zannettiğinden daha az
Haydi kalk bakalım,
Şimdi YAŞAMAK ZAMANI…..

Can Yücel

~~

Hoşgörü 

Dava adamları bundan hoşlanır
Mevlanadan bize ilham hoşgörü
Her hayıra bismillahla başlanır
Huzur islamdadır emri hoşgörü

Bazıları bunu hayal sansada
Nefsime dokunup canım yansada
Abdal deyip benim sırta binsede
Sırtımda taşırım derim hoşgörü

Hoşgörüden geçer islamın yolu
Hoşgörüyle yaptı bir sinek balı
Hoş görmezsen Ömer vardır vebali
İbret al arıyı hikmet hoşgörü

Ömer Ekinci Micingirt

~~

Adın Bahardı 

Kente yanlızlık gelirdi sen uyuyunca
Yüzümde mevsim değişirdi uyandığında
Bilmezdin gizliden seni sevdiğimi
Aşkın içimde solardı adın bahardı

Eteğini koştururdun sokağımızda
Sokak sus pus olur sana bakardı
Bilmezdin gizliden izlediğimi
Gözlerim gözlerinden korkardı
Hatırlıyorum adın bahardı

Sokakta bir bayramdı durakta bekleyişin
Sanki sonsuz bir ayrılıktı okula gidişin
Bilmezdin her sabah seni yolcu ettiğimi
Yüreğim yol boyu ardından ağlardı
Hatırlıyorum adın bahardı

Yılmaz Erdoğan

~~~

Bu Yol Nereye Gider 

bir kuğunun boynuna dokunurken…

yol bir yere gitmez
içerde
düz saçlara uğrar
ayak üstü bir akşamüstü
her plansız ürperişin sonu
hüsran
ve hüsran
çok sanat müziği bir kelimedir

yol bir yere gitmez
o bir durma biçimidir
yol yoluyla gidebilir yare
yoldan çıkabilir apansız
ve ömür bitebilir yoldan once
ama yol bir yere gitmez
o bir durma biçimidir
yaşamak
hızlı bir ölme biçimidir
düşünce ışıktan yavaşsa
erken gidilmelidir
gerdan sözcüğüne
bir kuyumcuda da rastlayabilirsin
bir kasapta da
kalbin sızlamaz
bir kuzu yüreğini vitrinde görünce
o bir beslenme biçimidir
ama korkarsın
kurdun sevdiği havadan
ayakkabı yaparsın yılandan

yol bir yere gitmez
o bir durma biçimidir
her garantiyi istersin hayattan
oysa ölümle yaşam arası
uzun malum ince bir yol
bir yere gitmez
o bir ölme biçimidir

iyi yolculuklar denmez bir gidene
yapılamaz çünkü
çok yolculuk bir seferde
yolcu denmez her gidene
herkes o yolun taraftarı olmayabilir
hiç bir sürgün
gittiği yolu sevmez mesela

yol bir yere gitmez
o bir susma biçimidir
soğuk bir taşıtın uğultusunda

Yılmaz Erdoğan

~~~

Sen Sebep

korkutma beni
bu yaşlı başsız kelli felsiz halimle
gereğinden ziyade güzelsin zaten aklımı çelme
takma fikrime aksak ritimler
o havaya ayarlı değil bu yelken bu gemiler
kimin rastlantısı benim başıma geldi bilinmez
ummandır ıslak aksak girilmez
kapma kutusunu cahil ömrümün
açılır da içinden boş bir hayal çıkar seçilmez

daha bu yağış bir şey değil
sen bir de acıklı halimi gör
ürkünden derin soyulur farkına varmazsın
suda balık nasıl aymayı bilmez
su da balık da
hangi denizin neresindedir ayırmaz
böyle bir sevmek vardır
ve birçok er mektubunda görülmüştür

yok kadınlara aşık olanların işidir şiir
kirlidir yakası gömleklerinin
boyuna boyna fular papyon istemez
şairin boğazı darboğazdır
boğazın en inceldiği yerden solur

gülme üstüme kaçacak yerim yok
gelme yareme yarın veya başka seyir
tarih tevellüt iklim cetvel yok

saçlarında bulunabilir
bazı kayıp kentlerin
yakışıklı cesetleri
bir ağıta asılı kalır
infaz gibi
acılı çağların

yeri geldi diye ağlıyorum
yoksa hiç aklımda yoktu
gidenler gelirler
her gece yalnızlığıma
halleşir vedalaşırız
bir merhaba saflığında
kalanlarda kalmışya aklı gidenlerin
hep eski haberler arıyorlar
günlük taze gazetelerde
ve yalanlar kalanlara kalıyor
nasılsa gidenler gerçeğin olduğu yerde

sebebim sensin
bu mürekkep balığı
bu bukalemun
bu kalem
yokluğun
her şeyi sorduğum hayat
beni rahat bırak!

her evin kilerinde toz içinde kitabı
ölülerle konuşma sanatının
grev var ansiklopedilerin bazı sayfalarında
süresiz olarak açıklamıyorlar
bazı ideolojileri
sözlüklerin bazı sapa harflerinde
işi yavaşlatma eylemi
beş saati buluyor anlamak
bir sözün etnik kökenini
bütün bunların sebebi sensin
asla hatırlanmayacak bir rüyanın
ortasında
elinde derin bir uyku kokusu.

Yılmaz Erdoğan

~~

Ölüm Ne ki? 

Doğduğum gün başladım ardından koşmaya
Önce emekleyerek sonra çocuk adımlarımla
O benden kaçtıkça ben ona koştum
Yaşam değimliydi ki-
Ölüme varışa bir uzun koşu

Bir kelebeğin ömründe yeşerir-
Ölümün sonsuzluğu.

Kanat çırptığın an kadar varsındır
bir sevgilinin gözlerine Bakacak kadardır bazen.

oysa sevda:
Karışılıksız sevginin teni kadar sıcakmış
Gözlerinde büyütmeye değmezmiş
Anımsadığım titreyerek bir kaç sarılıştan
Gözlerin kadar büyük/ yüreğin kadar küçükmüş

Her sevgiden bir ömür çıkardım
Geriye kocaman bir hiç kaldı
Anladımki sevgili
Bir kelebeğin yaşama doyamadığı an kadar hayat..

Abdullah Oral

Aşk Şiirleri

Aşk Şiirleri

BENİ ÖYLESİNE SEVKİ AŞKIM ~ ŞİİRİ
Seni gördükten sonra
Sona erdi artık içimdeki fırtınalar
Bitti dinmek bilmeyen isyanlar

Seni gördükten sonra
Tıpkı yanan ormanlar gibi
Sardı tüm benliğimi mutluluklar

Beni öylesine sevki Aşkım
Beraber boğulalım sevda denizlerinde
Akşamları beraber seyredelim mehtabı
Ellerin ellerimde, başın göğsümde
Beraber toplayalım tek tek
Gökyüzündeki yıldızları

Beni öylesine sevki Aşkım
Aşkın saman alevi gibi sönmesin

Beni öylesine sevki Aşkım
Kalplerimiz aşk ateşiyle dolsun

Beni öylesine sevki Aşkım
Sevdamız bir günlük değil
Bir ömür boyu olsun…

KALP KAPISI  ~ ŞİİRİ
“Aşk; topuklarından etine kadar işlemiş bir nasırdır,
ya canın acıya acıya adım atacaksın,
yada canını acıta acıta söküp atacaksın…

Her iki yolda da, tek bir gerçek olacak;
Duydum ki kapıma gelmiş,

tokmak olmadığı için kapıya vurmadan geri dönmüşsün.
Bilmez misin, kalp kapısının tokmağa ihtiyacı yoktur;
o ancak içeriden açılır…

aşk şiirleri

SENİ SEVİYORUM ~ ŞİİRİ
Garip bir tanışmaydı
Bir ilkbahar akşamında
Ne senin ne de benim haberim vardı
Sonsuz bir aşka başlayacağımıza

Korkularımız vardı ikimizinde
Ama engel olamadık sevgimize
Artık iki kişi savaşıyorduk
Kalplerimizle

Kayboluyordum baktıkça gözlerine
İşgal altındaydı artık yüreğim,
bedenimVe tek bildiğim
Sonsuza kadar seni seveceğim…

İÇİMİZDE ENGELLER VAR – ŞİİRİ
Sen benim gökyüzünde parlayan ay’ımsın,
Gökyüzü benim için ağlıyor,
Her ne kadar sana anlatamasamda,
Seni seviyorum meleğim.

Sen de beni sevdiğini söylüyorsun,
Sana inanmaktan korkuyorum.

Sonu nasıl olacak sanıyorsun ki
Her ne kadar sevdiğimizi söylesekte
İçimizde engeller var Meleğim…

Biz bir araya gelemeyiz sevdiğim,
Kıpraşan ve bizi ayıran
İçimizde engeller var sevdiğim…

SENİN İÇİN ÖLÜRÜM ~ ŞİİRİ
Ben senden hoşlanmıyorum
Seni seviyorum.
Seni sevimli değil baş döndürücü buluyorum.
Kalbimde sana yer yok
benim kalbim sensin
senin arkandan ağlamam
Ama SENİN İÇİN ÖLÜRÜM…

SEVMİŞİM BEN SENİ ~ ŞİİRİ
Nasıl bakıştık biz, anlayamadım
Sonucu bir yere,bağlayamadım
Sevinç doruktaydı, ağlayamadım
Sevmişim ben seni,diyemedimki

Kahveler içildi, sohbet tamamdı
İçerisi sıcak,sanki hamamdı
Yeni başlıyorduk,cevap devamdı
Sevmişim ben seni,diyemedimki

Sanki ondan sonra, hep yanımdaydın
Attığım adımda, her anımdaydın
Sanki hep içimde,ve kanımdaydın
Sevmişim ben seni,diyemedimki

Kararlar verildi, düğünde sıra
Bütün dostlarını,hep tek tek ara
Mevlam vermesin hiç, gönülde yara
Sevmişim ben seni,diyemedimki

Düğün dernek oldu,hayat başladı
Bütün herkes senden,çokta hoşlandı
İlk evladın oldu,sanki aslandı
Sevmişim ben seni,diyemedimki

Sevgiyi dışarı, vurmak bir sanat
Sakin tutturma ha,bana bir inat
Beraber sürecek,yarım bu hayat
Sevmişim ben seni,diyemedimki

Bir,iki,üç oldu,üçü güç oldu
Üçü yapmak ise,sanki suç oldu
Olunca sanki,ocaklar doldu
Sevmiştim ben seni,diyemedimki

Yaz gününde giymiştim,takım elbise
Bundan almak lazım,bir takım hisse
Bunlar düzme değil,gerçek ve esse
Sevmişim ben seni,diyemedimki

Karşi köyden kalktın,geçtin beriye
Bütün ailen,kaldı geriye
Hayat bağlanmıştır, artık seriye
Sevmişim ben seni diyemadimki…

UNUTMAM SENİ ~ ŞİİRİ
İçimde kök saldın büyüdün hergün
Unutmadım seni inanki birgün
Sevdanın yükünden olsamda yorgun
Geçsede yıllar unutmam seni.

Gözlerimden yaş olupta aktım
İçime kor gibi dolupta yaktın
Şimdi yoksun beni sensiz bıraktın
Geçsede yıllar unutmam seni…

YÜREK SANCISI ~ ŞİİRİ
yİne tazelendİ yÜrek yarası,
Silinmiyor kalbimde askının hatırası,
Unutamıyorum gözlerinin parlaklıgını,
Gittikçe derinleşti kalbimin yarası,
Askinla beraber benide oldurdu yüreğimin sancısı…

SENİ SEVDİĞİM İÇİN ÖZÜR DİLERİM ~ ŞİİRİ
Sen var ya sevmesini bilmeyen
Aşk için değmeyen birisin

Güzel bir hayali gerçek sanmıştım
Senin sevgine nasıl da kanmıştım.

Seni Sevdiğim İçin Özür Dilerim!

Aşkından karşılık beklemek suçmuş
Şu vefasız dünya’da neler yokmuş
Senin beni sevmeye niyetin yokmuş

Seni Sevdiğim İçin Özür Dilerim!

Sen her zil çaldığında kapıyı o mudur? Diye açtın mı?
Sen her telefon çaldığında o mudur? Diye telefona baktın mı?
Sen sokağın başından geçerken gözlerinle beni aradın mı?

Bunları Sen Yaşamadın, Sen Bilemezsin!

Senin sevgin yaşanmadan bitti mi?
Senin güllerin açmadan kırılıp koparıldı mı?
Senin aciz bedenin hiç bu dünya’da yandı mı?

Bunları Sen Yaşamadın, Sen Bilemezsin!

Sen hiç sabahlara kadar ağladın mı?
Sen hiç severken aldatıldın mı?
Sen her gördüğünü bana benzettin mi?
Peki bana değilde bir başkasına ‘Seni Seviyorum’dedin mi?

Bunları Sen Yaşamadın,Sen bilemezsin!

Sen hiç kendini bilerek ateşe attın mı?
Sen yıllarca bir sevgi uğruna yıprandın mı?
Bunları Sen Yaşamadın,Sen Bilemezsin!

Sen hiç feleğin ağır sinesiyle karşılaştın mı?
Senin gözyaşların yağmur olup sele karıştı mı?
Senin zavallı ömrün,taşkalbin acı çekmeye alıştı mı?

Bunları Sen Yaşamadın,Sen Bilemezsin!

Sen hiç duvarlara ‘Seni Seviyorum’diye yazdın mı?
Sen kendine söz verdin mi? ‘Bu sevda hiç bitmeyecek’diye..
Sen hiç Allah’a dua ettin mi? ‘Sevdiğimi bana kavuştur’diye..

Bunları Sen Yaşamadın,Sen Bilemezsin!!!

UNUT GÖZLERİM ~ ŞİİRİ
Sus artık ne olur ağlama yeter.
Ben unuttum sende unut gözlerim,
Ne ismi aklımda nede gözleri
Ben unuttum sende unut gözlerim..

Değmezmiş uğruna döktüğüm yaşlara
Değmezmiş sevmeye aşık olmaya
Değmezmiş ismini bile anmaya
Den unuttum sende unut gözlerim..

Bir rüya idi farzet gördüklerimizi
Ben unuttum sende unut gözlerim
Sevseydi terk edip gidermiydi hiç
Ben unuttum sende unut gözlerim…

BU AŞK BİTMEZ ~ ŞİİRİ
Sevdim seni bir kere,
Vazgeçmem ölsem bile
Sen ne söylersen söyle,
Bu aşk bitmez bunu belle..

Seni düşündüm yine bu gece,
Anladım geçmiyor sensiz gece,
Yokluğun vuruyor beni derde,
Bu aşk bitmez bunu belle..

Sakın başkasını arama,
Bırakmam seni anlasana,
Yapsanda türlü numara,
Bu aşk bitmez bunu belle.

İstediğini yapmadım mı?
Sana bakanları harcamadım mı?
Senin için ölümü göze almadım mı?
Bu aşk bitmez bunu belle…

ELVEDA MI? ASLA! ~ ŞİİRİ
Sevdim bir kere seni
Bin umutla bağlandım
Desteğini göremedim
Beni bir türlü sevemedin

Kalbimin acısını hiç hissetmedin mi?
Gözlerimin dolgunluğuna hiç bakmadın mı?
sözlerimi hiç saymadın mı?

Doğru askım doğru!

sen bana ne zaman aşık gözüyle baktın ki!
Sorma Söz etmem
Umutlanmam hata
ama unutma diyemem hiçbir zaman
SANA ELVEDA..

SENİ SEVDİM BEN ~ ŞİİRİ
Anlattıkça kış vuruyor satırlarıma
Anlattıkça üşüyor, anlattıkça ısınıyor yüreğim.
Bugün sardunyalarım’da açmadı
Belki de küskün renklere
Ellerimde günah gibi yaşayamadıklarım
Sensiz soluyorum anlayacağın

Mavi mavi ölüyorum

Duyuyor musun, orada mısın,
Var mısın, yok musun?
Bir tek şeyi unutma!

Seni sevdim ben.

Yanarak, yıkılarak
Aklıma her geldiğinde ağlayarak…

AŞK ~ ŞİİRİ
“Aşk; topuklarından etine kadar işlemiş bir nasırdır,
ya canın acıya acıya adım atacaksın,
yada canını acıta acıta söküp atacaksın…

Her iki yolda da, tek bir gerçek olacak;
Duydum ki kapıma gelmiş,

tokmak olmadığı için kapıya vurmadan geri dönmüşsün.
Bilmez misin, kalp kapısının tokmağa ihtiyacı yoktur;
o ancak içeriden açılır…

aşk şiirleri

HERŞEYİMİSİN ~ ŞİİRİ
Sen benim tutkularımsın
Sen benim sevdalarımsın
Kuruyan toprağımda nemsin
Susuzluğumda suyumsun

Gönül bahçemde çiçeğim
Sen benim canımsın
Sen benim umutlarımsın
Aşk odağımda aşkımsın

Kalbimin atışlarısın
Damarlarımda can suyum
Sen yaşam kaynağımsın
Geceleri hayallerimsin

Gündüzleri özlemimsin
Gönül karanlığımda ışığım
Sen benim hayatımsın
Sen Herşeyimsin…

aşk şiirleri

BEN SANA MECBURUM
ben sana mecburum bilemezsin
adini mih gibi aklimda tutuyorum
buyudukce buyuyor gozlerin
ben sana mecburum bilemezsin
icimi seninle isitiyorum

agaclar sonbahara hazirlaniyor
bu sehir o eski Istanbul mudur
karanlikta bulutlar parcalaniyor
sokak lambalari birden yaniyor
kaldirimlarda yagmur kokusu
ben sana mecburum sen yoksun

sevmek kimi zaman rezilce korkuludur
insan bir aksamustu ansizin yorulur
tutsak ustura agzinda yasamaktan
kimi zaman ellerini kirar tutkusu
birkac hayat cikarir yasamasindan
hangi kapiyi calsa kimi zaman
arkasinda yalnizligin hinzir ugultusu

Fatih`te yoksul bir gramofon caliyor
eski zamanlardan bir cuma caliyor
durup kose basinda deliksiz dinlesem
sana kullanilmamis bir gok getirsem
haftalar ellerimde ufalaniyor
ne yapsam ne tutsam nereye gitsem
ben sana mecburum sen yoksun

belki Haziran`da mavi benekli cocuksun
ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor
bir sileb siziyor issiz gozlerinden
belki Yesilkoy`de ucaga biniyorsun
butun islanmissin tuylerin urperiyor
belki korsun kirilmissin telas icindesin
kotu ruzgar saclarini goturuyor

ne vakit bir yasamak dusunsem
bu kurtlar sofrasinda belki zor
ayipsiz fakat ellerimizi kirletmeden
ne vakit bir yasamak dusunsem
sus deyip adinla basliyorum
icimsira kimildiyor gizli denizlerin
hayir baska turlu olmayacak
ben sana mecburum bilemezsin.

ask siirleri

AŞK – ŞİİRİ
Aşk sevgilidir,
Sevgili bir şey…
Sevgili bir şeydir…
O bir şey herşey…
Aşkın özü de budur;
Herşeyin içindeki tek şey…